Türkiye, savunma sanayiinde son yıllarda attığı adımlarla denizcilik alanında küresel ölçekte dikkat çeken bir konuma yükseliyor. Halihazırda 41 olan aynı anda inşa edilen askeri gemi sayısının kısa süre içinde 50’ye çıkarılması planlanıyor. Bu gelişme, yalnızca sayısal bir artış değil, aynı zamanda teknolojik ve stratejik kapasitede de önemli bir sıçramaya işaret ediyor.
Eş zamanlı üretimde kapasite artıyor
Türkiye’nin farklı tersanelerinde eş zamanlı olarak yürütülen projeler kapsamında, yeni nesil askeri gemilerin üretimi hız kesmeden devam ediyor. Mevcut durumda 37’si Türk Deniz Kuvvetleri, 4’ü Sahil Güvenlik Komutanlığı için olmak üzere toplam 41 geminin inşası sürüyor. Yakın dönemde 9 yeni geminin daha üretimine başlanmasıyla bu sayının 50’ye ulaşması hedefleniyor.
Stratejik projelerde kritik aşamalar
Projeler arasında Milli Uçak Gemisi, hava savunma muhribi TCG Kocatepe, yeni nesil firkateynler, denizaltılar ve çıkarma gemileri gibi kritik platformlar yer alıyor. Özellikle 2026 yılı başında Milli Uçak Gemisi için çelik kesiminin yapılması, Türkiye’nin denizcilik vizyonunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Yerli ve milli sistemler öne çıkıyor
Türkiye’nin denizlerdeki yükselişi yalnızca gemi üretimiyle sınırlı kalmıyor. Geliştirilen platformlarda kullanılan silah sistemleri, sensörler, savaş yazılımları ve mühimmatlar da büyük oranda yerli ve milli imkanlarla üretiliyor. Bununla birlikte insansız deniz ve hava araçlarının entegrasyonu sayesinde modern savaş konseptlerine uygun bir yapı oluşturuluyor.
İhracatla küresel etki artıyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hız kazanan savunma sanayii yatırımları, Türkiye’nin denizlerde dışa bağımlılığını azaltırken ihracat kapasitesini de artırıyor. Nitekim Türkiye, geliştirdiği askeri gemileri Portekiz, Romanya, Ukrayna ve Pakistan başta olmak üzere 10’dan fazla ülkeye ihraç ederek bu alanda uluslararası bir oyuncu haline geldi.
Donanmada yeni doktrin dönemi
Uzmanlara göre Türkiye’nin deniz gücündeki bu gelişim, klasik modernizasyon sürecinin ötesinde bir “doktrin değişimi” anlamına geliyor. Platform üretimi, ileri teknoloji sistemler ve nitelikli insan kaynağının birleşimi, Türkiye’yi denizlerde daha etkin ve caydırıcı bir güç haline getiriyor.
Küresel deniz gücü hedefi güçleniyor
Bu kapsamlı dönüşüm, Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte söz sahibi bir deniz gücü olma hedefini de güçlendiriyor.
Kaynak: TRT HABER





