Türkiye “Mavi Vatan” vizyonunu yeni bir hukuki aşamaya taşıyor
Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) tarafından düzenlenen basın toplantısında, uzun süredir üzerinde çalışılan “Türk Deniz Yetki Alanları Kanun Taslağı”, 12 Mayıs 2026 tarihinde “Deniz Hukukunda Güncel Gelişmeler” başlığıyla geniş kapsamlı olarak ele alındı.
“Mavi Vatan” vizyonu doğrultusunda hazırlanan taslak, Türkiye’nin deniz yetki alanlarını uluslararası hukuka uygun biçimde tanımlayan kapsamlı bir çatı düzenleme olarak değerlendiriliyor. Çalışmanın, meclis iradesiyle birlikte Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik ve haklarının hukuki zeminde güçlendirilmesini hedeflediği ifade edildi.

“Taslak çalışma, TBMM’ye sunulmuş bir kanun teklifi değildir”
DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, toplantıda yaptığı değerlendirmede çalışmanın mevcut aşamada bir taslak olduğunu vurguladı. Önel, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuş bir kanun teklifi bulunmadığını belirterek, nihai kararın TBMM tarafından verileceğini ifade etti.
Önel ayrıca, taslak çalışmanın 10 yılı aşkın bir süreçte kurumların katkısıyla şekillendiğini, özellikle 2018 yılından itibaren DEHUKAM’ın akademik ve teknik katkı sunduğunu hatırlattı. Çalışmanın; Cumhurbaşkanlığı politika kurulları, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili kurumlarla koordineli şekilde yürütüldüğünü belirtti.

“Türkiye’nin yeni bir iç hukuk düzenlemesine ihtiyacı var”
DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer, Türkiye’nin 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olmadığını hatırlattı.
Acer, Türkiye’nin denizci devlet anlayışıyla ticari, ekonomik, askeri ve bilimsel faaliyetlerini artırdığını belirterek, mevcut iç hukukta yalnızca Karasuları Kanunu bulunduğunu, bu nedenle deniz yetki alanlarını kapsayan çatı bir kanuna ihtiyaç olduğunu ifade etti.

“Sade, esnek ve uluslararası hukukla uyumlu bir metin”
DEHUKAM Müdürü Dr. Mustafa Başkara, hazırlanan taslağın Türkiye’yi kısıtlamayan, esnek bir yazım diliyle oluşturulduğunu ve uluslararası hukukla uyumlu bir yapı taşıdığını belirtti.
Türkiye artık deniz hukukunda “kural koyucu aktör”
Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Kurulu Başkan Vekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye’nin deniz hukukunda yalnızca uygulayıcı değil, aynı zamanda terminoloji ve kuralların oluşumuna katkı sağlayan bir ülke konumuna geldiğini söyledi.

Deniz yetki alanlarında kapsamlı çerçeve
Toplantıda taslağın; Türk iç suları, karasuları, kıta sahanlığı, bitişik bölge ve münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) kapsadığı belirtildi.
İstanbul, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nin Türk iç sularının parçası olduğu bir kez daha kanun düzeyinde teyit edilirken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi dahil uluslararası anlaşmalardan doğan hakların saklı tutulduğu vurgulandı.

Karasularında mevcut uygulamalar korunuyor
Taslak, Türkiye’nin karasuları genişliğinde mevcut uygulamalarda değişiklik öngörmüyor. Buna göre:
• Ege Denizi: 6 deniz mili
• Akdeniz ve Karadeniz: 12 deniz mili
uygulamaları devam edecek.
Ayrıca taslağın 10. maddesinde, deniz yetki alanlarının belirlenmesinde “ilgili ve özel koşulların” dikkate alınacağı ifade edildi.

Ekonomik ve stratejik kaynaklarda tam yetki vurgusu
Taslak, Türkiye’ye Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) içinde canlı ve cansız kaynaklar, hidrokarbonlar, madenler ve yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde münhasır haklar tanıyor.
Ayrıca bölgede gerçekleştirilecek ekonomik, bilimsel ve çevresel faaliyetlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin iznine tabi olduğu kayıt altına alınıyor.
“Amaç yeni sorunlar yaratmak değil, mevcut tezleri güçlendirmek”
Yetkililer, taslağın temel amacının yeni bir uluslararası gerilim yaratmak değil, Türkiye’nin mevcut deniz yetki alanı tezlerini hukuki olarak güçlendirmek olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan haklarını kararlılıkla sürdüreceğini belirterek DEHUKAM’a katkılarından dolayı teşekkür etti.







