Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği, Gümrük Yönetmeliği’nin ilgili maddelerine ilişkin yargı kararlarının ardından gündeme gelen tartışmalara ilişkin açıklama yaptı. Dernek, gümrük işlemlerinin tamamlanmasının taşıyanın navlun, teslim ve teminat haklarını ortadan kaldırmadığını belirterek, eşyanın tesliminde taşıma belgeleri ve özel hukuk ilişkilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği (VDA), 25 Ağustos 2026 tarihli kamuoyu duyurusuyla, ithal edilen eşyanın teslimine ilişkin hukuki tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Açıklama, Gümrük Yönetmeliği’nin 94’üncü maddesi ile 130’uncu maddesinin birinci fıkrasına ilişkin verilen yargı kararlarının ardından ortaya çıkan farklı yorumlar üzerine yapıldı.
Dernek, söz konusu düzenlemelerin iptal edilmesinin kanunlardan ve taraflar arasındaki sözleşmelerden doğan teslim yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağını savundu.
“Gümrükten teslim” ile fiili teslim birbirinden farklı
VDA’nın açıklamasında, Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 1/95 sayılı Kararı doğrultusunda gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi ve Türk gümrük mevzuatının Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlaştırılması sürecinde gümrük idaresinin görev alanının yeniden belirlendiği belirtildi.
Derneğe göre, eşyanın gümrük açısından teslim edilebilir hale gelmesi ile özel hukuk ilişkileri kapsamında gerçekleştirilen fiili teslim aynı işlem değil.
Açıklamada, “gümrük idaresince teslim” ifadesinin gümrük idaresinin eşyayı bizzat teslim etmesi şeklinde değil, gümrük idaresinin denetim ve gözetimi altında gerçekleştirilen teslim olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Taşıma belgeleri ve taşıyanın hakları vurgulandı
Dernek, gümrük işlemlerinin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilecek fiili teslimin; geçici depolama yeri işletmecisi, eşya sahibi ve taşıyıcı arasındaki özel hukuk ilişkilerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Açıklamada, ilgili yönetmelik hükümlerinin iptalinden hareketle Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin, taşıma senetleri ve diğer belgelerde yer alan teslim şartlarının, taşıma sözleşmelerinin veya taşıyanın kanuni alacak ve teminat haklarının uygulanmayacağı sonucuna varılamayacağı savunuldu.
VDA, Danıştay’ın iptal kararının Türk Ticaret Kanunu’nu yürürlükten kaldırmadığını, konişmento ve diğer taşıma belgelerini hükümsüz hale getirmediğini, taşıma sözleşmelerini sona erdirmediğini ve taşıyanın navlun ile diğer alacaklarını ortadan kaldırmadığını vurguladı.
TTK’nın 1203 ve 1204’üncü maddelerine dikkat çekildi
Dernek açıklamasında Türk Ticaret Kanunu’nun deniz yoluyla eşya taşımalarındaki teslim hükümlerine de dikkat çekildi.
TTK’nın 1203’üncü maddesine atıf yapılan açıklamada, eşyanın taşıtandan farklı bir kişiye teslim edilmesi halinde, gönderilenin teslim talebinde bulunduğu sırada navlun sözleşmesi, konişmento veya diğer taşıma belgeleri uyarınca ödemekle yükümlü olduğu tutarları ödemesi ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği belirtildi.
TTK’nın 1204’üncü maddesindeki hapis hakkına da dikkat çeken VDA, taşıyanın kanundan kaynaklanan bu hakkının, eşyanın taşıyanın bilgisi ve onayı dışında üçüncü kişiler tarafından teslim edilmesi yoluyla fiilen ortadan kaldırılmasının kabul edilemeyeceğini savundu.
Dernek ayrıca TTK’nın 1205’inci maddesinin de teslim sonrasında taşıyanın bazı alacaklarını taşıtandan talep etme imkânını sınırlandırdığına işaret ederek, teslim işleminin yalnızca eşyanın bir kişiden diğerine fiziksel olarak verilmesinden ibaret olmadığını belirtti.
“Teslim serbestisi” değerlendirmesine itiraz
VDA, gümrük işlemlerinin tamamlanmasının antrepo veya geçici depolama yeri işletmecisine, taşıyanın ve diğer hak sahiplerinin özel hukuktan doğan haklarını bertaraf ederek bağımsız ve koşulsuz bir teslim yetkisi vermediğini ifade etti.
Açıklamada, taşıyanın veya yetkili acentesinin teslim onayı bulunmadan, taşıma belgesindeki teslim koşulları yerine getirilmeden, navlun ve teslimle bağlantılı alacaklar gözetilmeden ya da eşyanın meşru hak sahibi gerektiği şekilde belirlenmeden yapılacak teslimlerin hukuki ve mali sorumluluk doğurabileceği belirtildi.
Dernek, antrepo ve geçici depolama yeri işletmecilerinin Türk Ticaret Kanunu’nu, ilgili mevzuatı ve taşıyanın özel hukuktan kaynaklanan haklarını dikkate almaksızın bir “teslim serbestisi” bulunduğu yönünde değerlendirme yapmasının hukuken isabetli olmayacağını savundu.
“Teslim şartları yerine getirilmeden eşyanın teslim edilmesine karşıyız”
VDA, sektördeki tutumlarının geçmişte olduğu gibi bugün de değişmediğini belirterek, navlun ve taşıma ilişkisinden kaynaklanan teslim bağlantılı alacaklar güvence altına alınmadan, eşyanın meşru hak sahibi belirlenmeden ve taşıma sözleşmesi ile belgelerinden doğan teslim şartları yerine getirilmeden gerçekleştirilecek teslimleri hukuka uygun kabul etmediklerini açıkladı.
Dernek ayrıca mal bedelinin ödenmesini güvence altına alan konişmento ve diğer taşıma belgeleri ile belge teslimi, banka veya tahsil mekanizmalarının bulunduğu işlemlerde bu sistemleri etkisiz hale getirecek teslim uygulamalarına da karşı olduğunu bildirdi.
“Hukuki yollara başvuracağız”
VDA, gümrük işlemlerinin tamamlanmasının tek başına fiziki teslim için yeterli kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, teslim sırasında taşıyanın veya yetkili temsilcisinin iradesi, taşıma belgesinden kaynaklanan hak sahipliği ve teslim şartları ile navlun ve diğer taşıma alacaklarının durumunun gözetilmesi gerektiğini ifade etti.
Dernek, bu yaklaşımın dışında geliştirilecek uygulamalara karşı sessiz kalmayacağını açıkladı. Açıklamada, Ticaret Bakanlığı ve ilgili kamu kurumları nezdinde gerekli idari girişimlerin sürdürüleceği, hukuka aykırı teslimlerden doğacak uyuşmazlıklarda ise hukuki yollara başvurulacağı belirtildi.
VDA, uluslararası ticaretin ve deniz, hava ve kara dahil tüm taşıma modlarının güvenliğinin; taşıma belgeleri, taşıma sözleşmeleri ve kanundan doğan hakların eksiksiz uygulanmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Dernek, bir idari düzenlemenin iptalinin, tarafların kanundan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan haklarını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanmasının kabul edilemeyeceğini belirterek açıklamasını, taşıma ilişkisinden doğan alacaklar güvence altına alınmadan ve hak sahibinin teslim yetkisi usulüne uygun şekilde ortaya konulmadan gerçekleştirilecek teslim uygulamalarına karşı hukuki ve sektörel mücadelenin sürdürüleceği mesajıyla tamamladı.

