KOSDER’in 8 Ekim’de İstanbul’da düzenleyeceği SHIPROUTE 2026’da Almanya’nın konuk ülke olarak yer alacağı organizasyon yaklaşırken, Harren Ship Management Managing Director’ı Nils Aden ile SHIPROUTE 2026’yı, Harren Group’un Türkiye ile yıllar içinde geliştirdiği ilişkileri, Türk denizcilik sektörüne bakışını ve geleceğe yönelik iş birliği yaklaşımını konuştuk. 2013’te İstanbul’da kurulan crew liaison ofisiyle başlayan bu ilişki, bugün gemi ve mürettebat yönetiminden tersane iş birliklerine, dijitalleşmeden uzun vadeli stratejik ortaklık vizyonuna uzanıyor. Aden, Harren’in Türkiye ile kurduğu ilişkinin temelini ise “kâğıttan önce güven” sözleriyle tanımlıyor.
Harren Ship Management Managing Director Nils Aden’in önemli açıklamaları röportajımızda.
“Harren Ship Management olarak Türk denizcilik sektöründe yalnızca bir hizmet sağlayıcı olmanın ötesine geçmek ve stratejik bir ortak olmak istiyoruz.”
SHIPROUTE’tan beklentiniz nedir?
NILS ADEN — Yüz yüze, kişisel sohbetler. Bu tür etkinlikler aylar sürecek ilişki kurma sürecini birkaç güne sığdırıyor. Bir armatörle karşılıklı oturup bir gemiyi, bir filoyu ya da bir ortaklığı, aradaki e-posta zincirleri olmadan dürüstçe konuşabiliyorsunuz. Tanıdığımız armatörlerle yeniden bir araya gelmeyi, henüz tanımadıklarımızla da tanışmayı bekliyoruz.
Bizi asıl heyecanlandıran geçmişten çok gelecek. Denizcilik hızla değişiyor ve bu dönüşümde başarılı olacak olanlar birlikte öğrenen, birlikte gelişen ve birlikte uzun vadeli düşünen şirketler olacak.
Harren Ship Management olarak Türk denizcilik sektöründe yalnızca bir hizmet sağlayıcı olmanın ötesine geçmek ve stratejik bir ortak olmak istiyoruz. SHIPROUTE’a, yıllardır parçası olduğumuz bir hikâyenin yeni bir bölümünü yazmak için geliyoruz.
Türkiye ile ilişkinin merkezinde güven var
Harren Group’un Türkiye ile ilişkisi nerede başladı ve bu ilişkiyi ayıran şey ne oldu?
NILS ADEN — 2013’te İstanbul’da, Türk denizcilerle doğrudan çalışmak için 10 kişilik bir crew liaison ofisi açtık. Mürettebatı uzaktan yönetmek yerine, onlarla birebir yakın ilişkiler kurmak istedik. Başlangıç noktamız tanker ve konteyner filolarımızdı. O günden bugüne ofisimizi sürekli geliştirdik: yalnızca kendi tonajımıza hizmet veren, şirket içine odaklı bir ekipten, müşteri odaklı güçlü bir hizmet birimine dönüştük.
Bugün bu ilişkiler crewing’in çok ötesine geçerek tersaneleri ve armatörlere sunduğumuz hizmetleri de kapsıyor. Gemilerimizin ara ve özel sörveyleri ile tamir-bakım ihtiyaçlarında Türk tersanelerini düzenli olarak kullanıyoruz. Nitekim şu anda da MPP gemilerimizden biri overhaul çalışmaları için bir Türk tersanesinde bulunuyor. Bizim için asıl önemli olan, Türk armatörlerle yakın ilişkilerimizi geliştirmeye devam etmek ve gemi ile mürettebat yönetimindeki küresel ve geniş hizmet yelpazemizle onların kendi büyüme yollarında yanlarında olmak.
Türkiye’nin denizcilikteki gücü yüzyıllardır derin köklere dayanıyor: yetenekli denizciler, deneyimli armatörler, güçlü bir tersane ve operatör altyapısı. Hedefimiz hep bu güce katkıda bulunmak ve yakın ilişkiler temelinde birlikte gelişmek, Türkiye’nin dünya denizciliğindeki ağırlığına katkı sağlamak oldu. İstanbul’da ofis açtık, ekip kurduk ve Türk denizcilerle doğrudan, çok başarılı bir şekilde çalışmaya başladık. Bugün, diğer müşterilerimizin yanı sıra küresel petrol devlerine 20 yılı aşkın süredir hizmet veriyoruz.
Bizim için en belirgin şey, ilişkinin kâğıttan önce güvene dayanması. Türk denizcilerle uzun yıllardır çalışıyoruz. Bizim deneyimimizde burada kişisel temas önemli, verilen söz tutuluyor ve bir sorun çıktığında konu açıkça konuşuluyor. Tersaneler ve birlikte çalıştığımız armatörlerle de aynı pragmatik ve profesyonel yaklaşımı yaşadık. Bir fırsat ya da sorun olduğunda konuyu doğrudan masaya koyup hızlı sonuca gitmek istiyorlar. Bu yaklaşım bizim çalışma şeklimize çok iyi uyuyor: hızlı cevap vermek, açık konuşmak ve sözün arkasında durmak.
“Bizim için en belirgin şey, ilişkinin kâğıttan önce güvene dayanması.”
Harren Ship Management bugün nasıl bir yapıya sahip ve Türk armatörlerle nasıl çalışabilir?
NILS ADEN — Harren Ship Management, bugün sahip olunan, kiralanan ve hizmet verilen gemilerden oluşan, 80’in üzerinde gemilik bir filoyu işleten Harren Group’un bir parçası. Kuru yük, konteyner, heavy lift, offshore ve tanker segmentlerinde faaliyet gösteriyoruz. Bu geniş tecrübe bize çok farklı operasyonel ve teknik ihtiyaçları yakından görme imkânı veriyor.
Filipinler’deki kendi crew manning acentemiz ALBIREO ve dünyanın farklı ülkelerindeki diğer yapılarımız üzerinden profesyonel mürettebat yönetimi sunuyoruz. Tam kapsamlı üçüncü taraf gemi yönetiminin yanı sıra gemi alım-satımı (S&P) yapıyor ve filomuzu kendi ticari hizmetlerimizle işletiyoruz. Bunlar, bir armatör ihtiyaç duyduğunda devreye girebileceğimiz alanlar.
Tek tip çözümler sunmuyoruz. Her armatörün ihtiyacı farklı ve biz de buna göre uyum sağlayarak armatör için gerçek, profesyonel ve kazandıran bir çözüm ortaya koyuyoruz.
İnsan performansı, gemi performansını belirliyor
Harren’in “Human Performance Drives Vessel Performance” anlayışı pratikte ne anlama geliyor?
NILS ADEN — Bir geminin en modern ekipmanı ve iyi planlanmış bir bakım stratejisi olabilir, ama performansı belirleyen, gemide ve karada verilen kararların kalitesidir. En iyi performans gösteren gemiler, en gelişmiş teknolojiye sahip olanlar arasından çıkmıyor; daha ziyade, teknolojiyi bir destek olarak kullanırken gemide ve karada herkesin aynı sorumluluk duygusunu paylaştığı gemilerdir. Bu yüzden gemi yönetimini ve mürettebat yönetimini tek bir bütün olarak görüyoruz. Kaptan ile süperintendent, aynı ekibin iki ucudur.
Harren’in Türkiye ile kurduğu uzun soluklu ilişkinin geleceği ise SHIPROUTE 2026’da yeni temaslarla şekillenecek. Nils Aden’in bu buluşmaya dair son sözleri ise oldukça net:




