Posidonia 2026 öncesinde gerçekleştirilen sektör anketi, denizcilikte yapay zekâya yaklaşımın hızdan çok denge odaklı ilerlediğini ortaya koyuyor. Sektör, AI’yı operasyonlara entegre etmeye başlasa da bu süreci güvenlik, mevzuat uyumu ve yatırım getirisi çerçevesinde değerlendiriyor.
Posidonia 2026 öncesinde yapılan çalışmaya göre şirketler üç grupta toplanıyor: AI’yı aktif olarak iş modeline entegre edenler, belirli alanlarda kullananlar ve gelişmeleri izlemeyi tercih edenler. Bu tablo, sektörün hızlı bir dönüşümden ziyade kontrollü bir geçiş sürecinde olduğunu gösteriyor.
Theodore Vokos, bu yaklaşımı “körlemesine benimseme değil, yapılandırılmış bir deney süreci” olarak tanımlıyor. Ona göre tartışma artık AI’nın kullanılıp kullanılmayacağı değil; nasıl, nerede ve ne hızla devreye alınacağı.

Sahadaki uygulamalar ise bu dengeli yaklaşımı destekliyor. Bureau Veritas gibi kuruluşlar AI’yı rota optimizasyonu, yakıt tüketimi tahmini ve risk bazlı denetimlerde aktif olarak kullanırken; Nereus Digital Bunkers gibi şirketler AI’yı doğrudan iş modelinin merkezine yerleştiriyor.
Öte yandan teknik hizmetler tarafında Dynamic Group of Companies, bakım verilerini analiz ederek öngörücü yönetim modellerine geçiş yaparken, lojistik ve destek hizmetlerinde AI daha seçici bir şekilde konumlanıyor.
Bu noktada Adamar International Maritime Services dikkat çeken örneklerden biri. Şirket, yapay zekâyı insan faktörünü dışlamadan; operasyonel verimlilik, lojistik optimizasyon ve envanter planlama alanlarında kullanıyor. Adamar Genel Müdürü Taner Topkara, AI’nın sektörde giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini, ancak uygulamaların kontrollü şekilde ilerlediğini vurguluyor.
Anketin en net çıktısı ise ortak bir görüşte birleşiyor: Yapay zekâ, denizcilikte insanın yerini almak yerine onu destekleyen bir araç olarak konumlanıyor. Özellikle operasyonel kararlar ve acil durum yönetimi gibi alanlarda insan faktörü kritik önemini koruyor.
Posidonia 2026’ya doğru ilerlerken, sektörün AI yolculuğu ani bir dönüşümden çok, kendi doğasına uygun bir tempoyla ilerliyor. Vokos’un benzetmesiyle bu süreç, “açık denizde manevra yapan bir tanker gibi”: yavaş, kontrollü ve güvenlik odaklı.
