Esenyel Partners: “Karadeniz’deki saldırılar Türkiye’nin egemen haklarına yönelik tehdit oluşturuyor”
Üç yılı aşkın süredir dünya siyasetini meşgul eden Rusya-Ukrayna Savaşı, şimdi de denizlere taşındı. Karadeniz’de Gambiya bayraklı iki ticari tankerin insansız deniz araçları ile vurulmasının ardından bölgesel güvenlik ve egemenlik hakları yeniden gündeme taşındı. Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesinde meydana gelen bu saldırının sorumsuzca ve hukuksuz bir eylem olduğunu belirten Esenyel & Partners Avukatlık ve Danışmanlık Kurucu Ortağı Selçuk Esenyel, “Türkiye’nin kendi münhasır ekonomik bölgesinde bir başka devletin askeri eylemde bulunması egemenlik haklarına saygısızlık teşkil ediyor. Türkiye’nin egemen haklarına saygı gösterilmesi ve deniz yetki alanlarımızda seyir, can, mal ve çevre emniyetinin sağlanması müzakere edilebilir bir konu değildir” dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda dördüncü yıla girilirken, iki ülke arasında yaşanan gerginlik Karadeniz sularına da taşındı. Karadeniz’de 28 Kasım 2025 tarihinde yaşanan ve kamuoyunun gündemine oturan saldırılarda, biri kıyıya 50 mil, diğeri 100 mil mesafede bulunan Gambiya bayraklı iki ticari tanker insansız deniz araçları (İDA) ile vuruldu. Saldırıya uğrayan tankerlere ilk müdahale ise Türk Kıyı Emniyeti ekipleri tarafından gerçekleştirildi.
Söz konusu gemilerin savaş gemisi değil sivil ticaret gemileri olduğunun altını çizen Esenyel & Partners Avukatlık ve Danışmanlık Kurucu Ortağı Avukat Selçuk Esenyel, saldırının kıyılarımıza bu kadar yakın bir bölgede gerçekleşmesinin olayın önemini artırdığını söyledi. Türk denizcilik kurumlarının koordineli ve hızlı müdahalesi sayesinde can kaybı yaşanmadığını vurgulayan Esenyel, “Bu saldırı çok daha büyük bir faciaya dönüşebilirdi. Personelin tamamının kurtarılması ve gemilerin emniyete alınması, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımıza bağlı Liman Başkanlıkları, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü römorkörleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı ekiplerimizin yerinde ve zamanında müdahalesi sayesinde mümkün oldu” dedi.
“Sorumsuzca ve hukuksuz bir eylem”
Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesinde meydana gelen bu saldırının sorumsuzca ve hukuksuz bir eylem olduğunu vurgulayan Esenyel, iki tankere yönelik saldırıların yalnızca insan hayatını tehlikeye atmakla kalmayıp Türkiye’nin deniz çevresini de büyük riske soktuğunu belirtti. “Tankerler boş olsa bile tanklarında bulunan binlerce ton yakıtın denize karışması halinde Karadeniz’in hassas ekolojik dengesi telafisi imkânsız zararlarla karşı karşıya kalabilirdi. Bu saldırılar sonucunda meydana gelebilecek bir çevre felaketi yalnızca Türkiye’yi değil, tüm Karadeniz havzasını etkileyebilecek boyuttadır. Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesinde Türkiye’nin deniz çevresini bu denli büyük bir riske atacak şekilde askeri operasyon düzenlenmesi hem uluslararası deniz hukukunun hem de çevre hukukunun açık ihlalidir” diyen Esenyel, bu sorumsuz eylemin hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını söyledi.
“Türkiye’nin egemen haklarına saygı gösterilmeli”
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) imzacısı olmamakla birlikte uluslararası teamül hukuku uyarınca ısrarcı muhalif olmadığı tüm hükümlerine uyduğunu ve bu hükümleri desteklediğini belirten Selçuk Esenyel, münhasır ekonomik bölge ile ilgili hükümlerin de bu kapsamda bulunduğunu kaydetti. Dolayısıyla Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesindeki egemen haklarına saygı gösterilmesinin yalnızca bir sözleşme yükümlülüğü değil, uluslararası teamül hukuku normu gereği olduğunu ifade eden Esenyel, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’nin kendi münhasır ekonomik bölgesinde bir başka devletin ticaret gemilerine karşı askeri saldırıda bulunulması egemenlik haklarına saygısızlık teşkil ediyor. Bu, kimilerinin bahsettiği gibi terörizm veya korsanlık sınıfına girmez; çünkü saldırıyı düzenleyen bir devlet olduğu için doğrudan BM Şartı’nın ihlalidir.
Türkiye’nin egemen haklarına saygı gösterilmesi ve deniz yetki alanlarımızda seyir, can, mal ve çevre emniyetinin sağlanması müzakere edilebilir bir konu değildir. Sivil gemilerin hedef alınması uluslararası hukuk açısından kabul edilemez. Bu gemiler askeri gemi değil; üzerinde silah yok. İçinde bizim gibi sivil insanlar çalışıyor. Bu kişilerin askeri eğitimi yok, savunma ekipmanı yok. Bu tür saldırılar deniz ticaretinin emniyetini ve güvenliğini tehdit etmekte, bölgesel istikrarsızlığı artırmakta ve kabul edilemez bir emsal oluşturmaktadır.”








