Başak Bilgin – CFO, Pangea Denizcilik

REKLAMReklam

Pangea Denizcilik, Mete Özalp’in denizcilik sektöründeki 50. yılını Europort Istanbul 2026 kapsamında düzenlenen özel bir kutlamayla andı. Şirket, fuarda son dönemde portföyüne kattığı firmaları ve mevcut temsilciliklerinin yeni teknolojilerini sektör profesyonellerine tanıttı.

50. yıl kutlaması ve Mete Özalp’in sektördeki yolculuğu hakkında neler söylersiniz?

Mete Bey 1976’da GEPA ile birlikte sektöre giriyor. Eski aile şirketimiz; üniversitedeyken, İTÜ’deyken okul çıkışı gidip teklifleri o zaman daktiloyla yazarak çalışmaya başlıyor. Temsilcilik şirketini de ilk oranın, GEPA şirketler grubunun bünyesinde kuruyor. O zamanlar postayla insanları temsilcilik yapmaya, “Siz Türkiye’de temsil edelim, satalım ürünlerinizi” diyerek ikna ediyorlar.

Ailemizde denizci olduğu, rahmetli dedem Profesör Doktor Teoman Özalp İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa Fakültesi kurucusu olduğu için onlar da biraz bu yoldan ilerlemek zorunda kalmışlar diyebilirim. O günden bugüne artık biz dünyayı rahat rahat gezebiliyoruz; temsilciliklerle internet üzerinden iletişime geçebiliyoruz, Teams üzerinden toplantılar yapabiliyoruz. Mete Bey’in buna ayak uydurmuş olması, hatta öncülük ediyor olması bence muazzam. Onunla çok gurur duyuyorum. Gerçekten 71 yaşına geldi ve hâlâ aslanlar gibi koşturuyor. Bununla beraber sektöre de bir sürü firma, değerli insan kazandırdı. O anlamda da hâlâ çok verimli, arı gibi bir adam.

Akşamki kutlamada 50 senedir tanıdığı, beraber çalıştığı, yolunun kesiştiği, artık aile dostu dediğimiz bir sürü insan vardı. Çok şanslıydık bu anlamda, seviliyoruz neyse ki. Ona da sürpriz oldu aslında; ben ona söylememiştim kutlamayı yapacağımızı. Ama davetlilerden biri gelemediğini haber vermek için arayınca öğrenmiş. “Kusura bakmayın Mete Bey, gelemiyoruz ama 50. yılınız kutlu olsun” diye aramışlar, öyle öğrenmiş. Maalesef ona da engel olamadık. Ama gururluyuz, çok mutluyuz. Hem ortağımız DMT’nin de 25. yılını kutluyoruz bu arada; böyle çifte kutlama gibi bir ortam oldu açıkçası.

1993 senesinde Türkiye’de bir denizcilik fuarı olmalı, global bir denizcilik fuarı olmalı fikrini ortaya atanlardan biri de yine babam Mete Özalp. Bu anlamda da çok gururluyuz. Zaten Esin Hanımlar, Europort ekibi bu nedenle bu etkinliğe çok destek oldular; “Dışarıda yapmayın bu etkinliği, fuarda olmalı, her şey böyle full circle olsun” diye çok ısrar ettiler. Adeta başladığı yerden devam etmeli diye. Bir gün bu bayrağı da ben devralacağım; hiç şüphem yok.

Europort Istanbul 2026’da hangi yeniliklerinizi öne çıkarıyorsunuz?

Europort Istanbul 2026’da daha önce bizimle fuara katılmamış ya da son iki senede, son Europort’tan sonra portföyümüze katılmış firmalarımızı öne çıkarıyoruz. Örneğin İtalyan pompa temsilciliğimiz Pompe Garbarino ya da esale firmamız Bound for Blue gibi. Bunun dışında 24 senedir temsilciliği ailemizde olan Framo gibi firmalarımız var; onların yeni teknolojilerini öne çıkarmaya çalışıyoruz. Mete Bey’in dinamikliği kuşkusuz ama onunla birlikte genç satış ekibimizle de gerçekten çok proaktif bir süreç geçiriyoruz.

Fuardaki iş birliği gelişmeleri ve Europort Istanbul 2026 deneyiminiz nasıl geçti?

Fuar, yeni iş birlikleri ve sözleşmeye bağlanacak projeler açısından verimli geçti. Şu an için gizlilik nedeniyle ayrıntı paylaşamadığım birkaç iş birliği görüşmesi sürüyor. Ürünlerimizi tanımış firmalarla fuarı takip eden süreçte görüşerek sözleşmeye bağlayacağımız birkaç projemiz çok şükür ki çıktı. Yeni inşa süreci Türkiye’de bir kıskaca girdiği ve ağırlıklı olarak askeri projelere öncelik verildiği için sektörde hafif bir tıkanıklık söz konusu; bunun aksini söyleyemeyiz. Ama yine de ümit vaat edici birtakım görüşmeler oldu.

Ben hep şuna inanıyorum: Firmaların fuara katılmasının sebebi direkt fuarda tanışıp hemen anlaşmak değil; zaten bu anlaşmaların imzalanması bir, iki yıl sürüyor. Fuarlar daha çok marka bilinirliği oluşturmak, pazardaki yerimizi sağlamlaştırmak ve insanların bize olan aşinalığını koruyup güven tazelemek için. Bu anlamda çok verimli geçtiğini düşünüyorum.

Europort fuarı bizim için çok keyifli geçiyor. Çünkü diğer rakip fuarların aksine Europort daha niş bir kitleye ev sahipliği yapan bir fuar. Gelen insanlar ve ziyaretçiler çoğunlukla zaten bizim hedeflediğimiz müşteri kitlesi. Gezmeye gelen veya sadece hediye toplamaya gelen fuar kalabalığından ziyade gerçekten buraya toplantı yapmaya, satış temsilcilerini görmeye, ekipmanı tanımaya ya da yeniliklerden haberdar olmaya gelen bir kitle var: doğru satın almacılar, doğru teknik direktörler, doğru tersane ekipleri gibi. Bu anlamda şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Hem bu yüzden hem de ortağımız DMT Marine Equipment Hollanda bazlı bir firma olduğu ve Europort da Hollanda kökenli bir organizasyon olduğu için her zaman tercih ettiğimiz bir etkinlik.